Reel Piyasadaki Büyük Şirketlerin İnternet ile İmtihanı

Tüm Türkiye’de turizm ve vize konusunda onlarca şubeye sahip, kurucusunun vaktiyle TÜRSAB’da oldukça etkili olduğu bir firma ile yeni bir projeye başlıyoruz.

Halihazırda SEO konusunda yıllarca iyi işler başarmış, markasını sektöründe önemli kelimelerde ilk sonuçlar arasına getirebilmiş oldukça deneyimli bir kurucudan bahsediyorum.

Düzenli ve gerekli düzende içerik girişi, müşterilerin sorgularına uygun kelime ve bilgi kullanımı, hızlı açılan sayfalar ve rakiplerini egale eden Google sıralaması…

Tek soru vardı? Tüm bunlar nasıl zaman içerisinde yetmemeye başlamıştı? Google daha fazla ne istiyordu? Kullanıcılar neden diğer sonuçlara gitmeye, hatta onları tercih etmeye başlamıştı?

Geçtiğimiz aylarda tanıştık bahsettiğim Beyefendiyle. Bir kaç toplantı ve brieften sonra sorunları ve yapılması gerekenleri anlatmaya başlamıştım. Ben anlatıyordum fakat en çok da ben öğreniyordum. Çünkü ülkemizin sosyolojisini anlayabilmemiz için, piyasada deneyimli olan bu orta yaşlı – yaşlı abiler ile uzunca sohbet etmek gerekiyordu.

Bu şirket neler yapmıştı?

  • Tüm kullanıcılarının en çok aradığı kelimeyi içeren alan adını satın alarak işe başlamışlardı.
  • Bulundukları sektörde sorulabilecek tüm soruların cevaplarını yazıları içerisinde açıklayıcı olarak veriyorlardı. İçerikleri kullanıcı dostuydu.
  • Tanıtım yazıları ve backlink çalışmaları oldukça başarılıydı.
  • Web siteleri gerçekten hızlı açılıyordu.

Tasarım konusunda vasatın altında olan bu web sitesinin uzun bir süre başarılı olmasının sırrını sorduğumda: “bu ülkede reklam afişlerinin %90’ı, batıdaki ülkelerde grafikerlerin yayına göndermeye utanacağı kadar vasat tasarlanır ve yayınlanır. Kimsenin sesi çıkmaz.” cevabını aldım. Tamamen haklıydı.

Otobüs duraklarındaki binlerce liralık afişlerin tasarımları orta ve alt sınıfı tavlamaya yetip artıyordu. Hatta iyi kalitede bir iş çıktığında çalınıp çalınmadığı kontrol ediliyor, şayet fazla kaliteli ise güven konusunda negatif etki yarattığı düşünülüyordu. Belki de bizim jenerasyonumuz bu algıyı kırmaya başlayacak olan jenerasyondu.

Eski düzen neden artık iş görmüyordu?

Cevap basit. Renkli televizyonlara heyecanlanan nesil yaşlandı ve çocukken facebook kapak fotoğrafı tasarlayan nesil artık tüketmeye yetisine sahip. Yani büyüdü ve kendi parasını kazanıyor, harcıyor. Reklamlardan etkilenerek, harcama yapıyor.

En önemlisi, renkli televizyonlara heyecanlanan jenerasyon, en çok bu yeni neslin yorumlarından etkileniyor.

İşte en büyük problemimiz buydu. İnsanların karşısına çıkmayı başarıyorduk fakat onları hayal kırıklığına uğratıyorduk. Yani yumruklarımız maalesef ringe çıkarken çalan müzik kadar etkileyici değildi.

Şimdi neler yapabiliriz?

  • Mobil uyumlu, optimize edilmiş ve arama motoru/kullanıcı dostu bir tasarım hazırlamaya başladık.
  • Her içeriğin kendine özgü bir kitlesi olduğunu düşünerek, tasarımları eskisi gibi şablon özelinde değil (sayfa, yazı, medya dosyası, arşiv, kategori vs.) kitle özelinde (öğrenciler, emekliler,çalışanlar,emekliler vs..) tasarlamaya karar verdik.
  • Kullanıcıların bulmak istedikleri içerikler dışında kalan ek bilgileri yine onlara sunarak ama zorlama-doldurma biçiminden kaçınarak one-page yapılar kullanmayı planladık.
  • Arama motoru optimizasyonu için sabit olarak doldurulmuş zengin kartları dinamikleştirmeye karar verdik. Tüm hizmetler için sabit ücret yazmak eskiden işe yarasa da artık negatif bir etki yaratıyordu. Çünkü kullanıcılar çıkan sonuçlara tıklayıp girmeden önce, Google sonuçlarının -zengin kartlarını- öz verilerini gözlemleyebiliyorlardı.

Değişen sadece yapay zeka ile harmanlanmış arama motoru algoritmaları değil. Gelişen yazılım teknolojileri de değil. Hıza, vizyona ve yüksek teknolojiye alışan, ayak uyduran bir jenerasyonun sahneye çıkmış olması kartları yeniden dağıtmaya başladı.

Haliyle yıllardır internette iş yaptığını söyleyen büyük iştiraklerin de bu yeni jenerasyonun sözünü dinlemesi, anlaması ve uygulaması gerekiyor. İşte bu sebeple hem teknik tarafı anlamak, hem geleneksel yöntemleri gözlemlemek hem de bu beyefendi-hanımefendilerle bolca istişare etmek gerekiyor.

Türkiye, Devrim arabalarından 60 yıl sonra TOGG ile herkesi şaşırtan bir hamle yaptı. Bulunduğu 3. dünya ülkesi kulvarının ötesinde bir tasarım ve motor hacmi ile tanıtıldı. Hükümete muhalif olanların dahi etkilenmesi hatta destek vermesinin arkasında da bu yenilikçi tasarım yatıyor. Gelenekçiliğin sonu her dönemde bu şekilde gelmiştir. Bu sefer de aynı olay yaşanacak.

Geleceğe inanacağız, geleceği öngöreceğiz ve liyakat sahibi gençler yaratıp, bu gençliğe güveneceğiz.