Yolun Hikayesi

20.11.2021 10:57

Onyedi yaşında iken hayatın gerçekleri denildiğinde kaos ve acıyla dolu hayat hikayeleri canlanırdı zihnimde. Yoksulluk, sefalet, hayat mücadelesi derken hayallerini kaybetmiş karakterler gelirdi gözümün önüne.

Sadece bir kaç yıl içinde anladım ki insan da su gibi. Bulunduğu kabın şeklini alıyor. Temas ettiği her şeyin ortalaması olup çıkıveriyor.

Hayata başlarken şanssız olan ebeveynlerinin, yakın akrabalarının ve çocukluk arkadaşlarının verdikleriyle beslenip, talep ettikleri kadar filizleniyor.

Büyümek gibi bir zahmete de katlanmaya başlayınca, eğer şansı varsa farkındalıklar kazanıyor, zorluk çektiği her farklılıkta.

İnsan gerçekten dönemleri olan, her döneminde bazı parçalarını çıkartıp atan, bazı dönemlerinde kendini yeni zırhlarla donatan bir varlık.

Kendimde hissediyorum.

Eskiden çok tepki verdiğim şeylerin artık basit gelmesi, çok kızdığım şeylerin normalleşmesi ve hiç umrumda olmayan olayların gündemimi belirlemesi ilginç geliyor.

İnsan büyük kayıplar verince anlıyor hayatın bir yol olduğunu. Fraktal bir döngüye benzeyen, sanki hep aynı kalacakmış gibi hissettiren lakin büyüyen, küçülen ve ardında kendinden sürüyle iz bırakan bir yol olduğunu.

Korkunç gelmişti en başında. Mecbur muyum bu kaosa diye düşündükçe psikolojim yıpranmaya, algım ağırlaşmaya başlamıştı.

Oysaki kaos düzenin bozulması demekti. Bu ise düzenin kendisinden yakınma haliydi.

Zamanı parçalara bölüp, sınıflandırmak; yaşamı kategorilere ayırmak, yaşadığımız anları belli odaklara göre dosyalamak istiyoruz.

Oysaki öyle bir şey mümkün değil.

Instagrama niçin fotoğraf koyuyoruz? Vaktiyle fotoğraf albümlerinde, nadir zaman aralıklarında çıkartıp baktığımız, öyle herkese de göstermediğimiz anılarımız neden bizi tanımlayan dijital araçlar haline geldi?

Çok açık, biz insanları yaşadıkları hayata göre kategorize etmeyi ve kendimizi de elimizdekilerle tanımlamayı seviyoruz.

Yeni bir yıl geliyor.

Ardımızda bıraktığımız tüm yıllar gibi.

Ne çok övdük en iyi bildiğimiz şeyleri ve ne çok korktuk eksikliklerimizden.

Bir fotoğraf karesinden ibaret olmadığımı anladım eski bir albüme bakarken.

Büyüdüğümü, eksildiğimi, öğrendiğimi gördüm.

Beni bu dünyaya getirenin, bu dünyadan gittiğini gördüm.

İnsanım, unuttuğumu gördüm.

En zor günlerde öğrendim, çare bulacağımız çaresizliklerimize bir Tanrı gibi inandığımızı.

Fırsat verilirse bir insana, bulunduğu kabın şeklini bile değiştirebileceğini gördüm.